www.kizilcaboluk.biz
 


 

Ana Sayfa
Nasıl Gidilir
Osmanlı Arşivi
Kültürel Yapı
Mesleki Yapı
Nüfus Kayıtları
Diyanet Arşivi
Tarım
Tarihçe
Yemeklerimiz
Dua Kitabı
Çeşmelerimiz
Araştırmalar
Ören Tepesi
Dokumacılık
Geleneklerimiz
İçişleri Arşivi
Linkler
Yazarlar
Programlar

 

 

 
 
 
 

 

 

 

 


 

 

  KIZILCABÖLÜK ARAŞTIRMALARI

Araş. Yazar: ŞÜKRÜ TEKİN KAPTAN

1. Eşraftan Ahmet Çilen Sarıkavak mevkiindeki bağında asmaları budarken, deli olarak tanıdığımız ve Tavas'ta oturan Dağbağlı Mehmet yanına geldi.

-Amca ben acıktım, senin ekmek torbanda zeytin, peynir, pekmez, yufka var. Bana bunlardan yedir dedi.

-Bende itiraz etmeden, merak ve heyecanla bu yiyeceklerden çıkarıp yufka ile yedirdim. Karnını doyurduktan sonra emniyetle dua ederek:

-Hacılara git inşallah demesinden sonra "Şu an'a (Sınır) bir tavşan gelecek onu vur'' diye söylemesinden sonra aniden ortadan kayboldu. Kısa bir süre sonra dediği gibi tavşan geldi ve vurduğunu Ahmet Çilen hatıraları arasında belirtti.

2. Kızılcabölük kasabasından Deli Derviş adıyla anılan bir kişi , 1980'Ii yıllarda "Bir zaman gelecek evin ortasında ateş yanacak'' , "Bir vakti gelecek odanın tavanında ışık yanacak.'' , "Devri alemde bir gün gelecek Mağripten söylenip, maşrıkta dinlenecek'' ifadeleri ile zamanın atideki soba, elektrik, radyo ve televizyonlarını belirtiyordu.

3. Osmanlı imparatorluğu Padişahı Sultan 2.nci Abdülhamit’in jurnallerinden korkup kaçan, kasabalı Deli Derviş'in ölümünden uzun bir süre sonra 1936 yılında kabrinin açıldığında, cesedinin kabrinde olmadığı görülmüştü.

4. Tavas Müftülüğü sebebiyle, Uzunpınar'lılar(Pınarlar ksb.) efeler, çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, Tavas Müftüsü Cennet Zade Tahir Efendi'yi vurmak suretiyle öldürmeyi isterler. Bu amaçla efelerin baş kızanı, müftünün Çakallar mevkiindeki bağında bulunan evine gelir. Kitap okumakla meşgul Müftü'yü pencereden uzun ,süre

seyreden çetebaşı ve kızanları, Tahir Efendi'nin yakışıklılığına yüzünün nuruna,ilimle meşgul bulunmasına kıyıpta vuramazlar,dönüp giderler. Müftü Mehmet Fevzi Efendi (1886 -1961), her sabah namazından önce kasaba mezarlığına yağmur-çamur, yaz-kış demeden ve her gün dua etmek, ziyarette bulunmak amacıyla gider. Çok kişinin gidip ve gelişinden haberi olmadığı bu ziyaretin bir seferinde Müftü Efendi'yi Teğiz'in H. Ali takip ederek nereye gittiğini öğrenir. Başka bir günkü ziyarette birlikte gitmeyi ısrarla ister. Birlikte mezarlığın içine girince H. Ali Efendi gördükleri karşısında korkmuş olacak ki bir daha ziyaretten bahsetmemiş.

6. Müftü Cennetzade Tahir Efendi (1878.- 1922) Tavas Müftülüğü sırasında Kızılcabölük'e atı ile gelip gider, sert mizaçlı, sokakta oturanları kadın olsun erkek olsun sevmiyen, yanlış gördüğü işlerden taviz vermeyen bir şahsiyete malikti. Günlerden bir gün yine atı ile gelirken Demirci önünde oturan bir gruptan hocayı görünce kaçmışlar;kaçamayan bir kişinin yanına yaklaşarak:

-Sana selam vermeyeceğim der. Kişi bu sözün kendisine verilmiş bir ceza olduğunu anlayarak, oldukça üzülmüş.

7. Müftü Mehmet Fevzi Köseoğlu, nasihat ve sohbet sırasında:

-Ovada çiftliklerin olacağına, evde çalışan kadının olsun,

-Kitaplara özel önem vererek, mutlaka bir okuyan bulunur, kitapları atmayın,

-Kızılcabölük'te 40 kütük ile 40 top tarhana olunca kışı geçirmeye ne var? derdi.

8. Mehmet Fevzi Efendi (1886 -1961 ) Filistin cephesinde Osmanlı Ordusunun bozulması ile birliği ile birlikte esir düştü. Mısır'daki İngiliz esir kampına götürüldü. Kampta sabahları erken kal- kıp Allah'a dua ediyordu her gün. Bunu kamp komutanı İngiliz Yüzbaşı'sı birçok defalar görünce sordu:

-Her gün böyle sabah erken kalkıp, ellerini havaya kaldırıp ne yapıyorsun?

-Allah'ıma dua ediyorum. -Sen git, filan yerde Şeyh Muhammed Derdai'den ders al ve gün yoklamada bulun, dedi. Bunun üzerine 5 ciltlik bir kitap alarak Hoca'nın yanında görüşmesinden sonra derse başladı. Esaret müddeti boyunca devam eden Fetva ve Takva konusundaki bu derslerle kendisini ilimde daha iyi yetiştirdi, Esaret dönüşünde bindiği İngiliz vapurunda ve Hayva limanında bu kitaplarını çaldırmasına çok üzüldü, ağladı. Kızılcabölük'e dönüşünde bu kitapların aynısı Çilen Ahmet tarafından İstanbul'dan temin edildi.

9. Mehmet Fevzi Köseoğlu, hoca efendi: Geceleri sadece 3 saat uyur, diğer vakitlerini kabir ziyareti ve ilimle uğraşarak geçirirdi. Mezarlığa her gün istisnasız yaptığı ziyaretten ailesinin bile haberi olmazdı. Çocuklarının çalışarak kazandığı kazanca, el sürmezdi. Kabir ziyaretine vardığında, kabirlerin ayağa kalktıkları söylenirdi.

10.1939 yılı öncesinde Kızılcabölük sokakları gaz lambaları, sonraları ise lüks lambaları ile aydınlatıldı. Belediyenin görevli memuru elindeki bidondan ölçüsüne göre, sokak başlarında asılı bulunan lambalara gazyağını doldurur ve sıra ile yakarak giderdi. Gaz yağı deposunda tükenen lambalar kendiliğinden sönerdi.

11. 1941 yılında Kızılcabölük sokaklarında lüks lambaları yakılarak aydınlatıldığı için her taraf pırıl pırıl idi. Bu sebeple Muğla yönünden gelen bir uçak bu aydınlığı görünce şehir merkezi zannıyla Kızılcabölük'ün Vakıf köyü çıkışına 5-6 bomba ile bombalamıştı.   Herhangi bir zayiatın olmadığı bu olayda bazı bağ harımları yanmıştı.

Not:Bu yazı Vakfımızın Çıkarmış olduğu Kızılcabölük gazetesinde Yayınlanmıştır.Yazan Ar.Yazar Ş.Tekin KAPTAN

                                                                         İleri

 
Ana Sayfa   |   Sponsorlarımız   |   E-Mail   |   Resimler   |   Ben Kimim