|
KIZILCABÖLÜK ARAŞTIRMALARI
Araş. Yazar: ŞÜKRÜ TEKİN KAPTAN
12.
Libya'nın Osmanlı imparatorluğu hudutları içinde bulunduğu dönemde Trablusgarp'ta zuhur eden isyanın bastırılması için Kızılcabölük
efelerinden, Küçük Halil Efe, Ateşyakanların Vahit Efe, Sümenlerin Hacı
Ahmet ve kardeşi ile bazı efelerin bulunduğu bir grup Ahmet Dayıoğlu Eşk.lığında
Trablusgarp'a görevli gönderilmiş, Padişah tarafından gönderilen bu efeler
isyanın bastırılmasından sonra 7 sene kadar orada görevli kalmışlardır.
13.
İtalyanların Traplusgarp'ı işgal etmeleri üzerine, savaşmak üzere,
Libya'ya gitmek üzere Kızılcabölük kasabasından Hacı Ali Efendi ile Müftü
Cennet Zade Tahir Efendi Bşk.lığında bir molla ve efelerden teşekkül
ettirilen bir gurubun Tavas Askerlik Şubesine başvurdukları fakat buna
izin verilmediği ifade edilmiştir.
14. Trablusgarp'ta meydana gelen isyanın bastırılmasında Padişah tarafından
görevlendirilen Ahmet Dayıoğlu ve arkadaşları, isyanın sona ermesinden
sonra uzunca bir süre geçmesine rağmen memleketlerine dönüş izni
verilmediğinden, daha önceden tanıdıkları bir şeyhe ziyarete
gittiklerinde:
-Ne
zaman bizim çilemiz dolacak diye sorarlarmış, O da:
-Bekleyin, sırası gelir, dermiş. Nihayet Padişahın izinle ilgili fermanı
emir buyurulunca, Şeyhe dönüş için ziyarete gittiklerinde:
-Kızılcabölük'e
vardığınızda mezarlıktaki (Kaldırılan eski çarşı meydanındaki mezarlık)
üst başında ve musalla taşının önündeki mezarı ziyaret edin, dediği
söylenen rivayetler arasındadır.
15. Türkiye sınırları içinde türünde en yaşlı ağacının Kızılcabölük
kasabasının Sırat mevkiinde, Tavas-Karacasu yolu üzerindeki Kızılcabölük
kavşağında bulunduğu beyan edilmektedir.
16. Kızılcabölük'te buzdolaplarının bulunmadığı 1960 öncesinde etler 24 saati
geçmemek üzere kıyma yapılarak kavrularak, kurbanlarda ise bacaların
içlerine asılarak, bağlarda su kuyularına sarkıtılarak saklanırdı. Yoğurt
keselenerek, suyu akıtılmak-süzülmek suretiyle, sulu yemekler, geniş bir
kaba su doldurulup içine yemek tenceresi oturtularak veya tencere
üzerine bir elek kapak yerine kapatılarak, kurban yağları tülbentlerde
veya eritilerek kalkan yapılarak saklanır.
17.
1950 yılı öncesinde evlerde eğlence-muhabbet olsun amacı ile hayat
kadınları oynatılırdı. Gençler arasındaki bu eğlenceler bazı rekabet
yüzünden diğer gençlik gruplarınca ev basılmak sure- tiyle, kadınların
götürülmesi istenilence iki grup arasında çatışma meydana gelirdi.
Kocabıçak ve Pala'ların kullanıldığı bu çatışmalarda bıçak ve palanın
tersi ile döğüşülürdü.
18. Kızılcabölük'teki eski bir adet: Askere gidecek gencin evinde, askere
gitmezden 3-5 gün önce yufka yapılır. Bu sırada iki yufka,bükülerek
tavana asılır. Genç askerliğini bitirip gelinceye kadar yufka tavanda
asılı kalır.Ancak asker dönüşü tavandan indirilen.Yufkalar, gencin
nasibinin ekmekte olduğu inancı ile gelip nasibini yesin diye saklanır.
19.
Denizli'nin Aydın'a bağlı olduğu 1880 öncesinde, yani 184011 yıllarda
Osmanlı Padişahına karşı suç işlediği ifade edilen Aydın Valisi, gizlenmek amacıy!a, Kızılcabölük köyüne gelerek Demirci Mah.de Köse Mehmet Ağa'nın
odasına misafir olarak gelip, burada haftalarca kaldı. Günün birisinde
tellallar çağrılarak Aydın Valisi'nin suçunun af edildiğini bu sebeple
gelip makamına oturmasi ilan edilir. Vali kim ve ne için Kızılcabölük'te
bulunduğunu söylemeden Köse Mehmet Ağa'dan izin isteyerek ayrılır.
Görevine başlayınca da memnuniyetten dolayı askerlere emir vererek
Kızılcabölüklü Köse Mehmet Ağa'nın nazik bir şekilde huzuruna
getirilmesini ister. Askerler gelip Köse Mehmet Ağa'yı oldukça kibar bir
şekilde Aydın Valisi'nin huzuruna çıkarırlar. Vali: -Beni tanıdın mı?
-Tanıdım efendim, tanımaz olurmuyum?
-Benden
ne dileğin varsa söyle,
-Benim
halim vaktim yerinde biliyorsun, bir dileğim yok,
-Meleketin
içinde mi yok?
-Var
Vakıf Köyü Kızılcabölük’e yarım saat ötede. Perşembe günleri Pazar orada
kuruluyor. Bu pazarı bizim köye getirmenin imkanı var mı?
-Derhal, Pazar sizin köyde kurulacak, demesi üzerine pazar Kızılcabölük'te
kurulmaya başladı. Bunun üzerine Kızılcabölük halkı birleşerek imece usulü
ile bir lonca yaptılar. Loncayı bir müddet sonra Pazarın ellerinden
gittiği nedeniyle Vakıf Köyü halkı kızarak yaktılar. Bunun üzerine halk
uzun bir süre loncayı yeniden yapmadılar. Çareyi ileri gelenler
Tavaslıoğlu'na bildirmekte buldular. Kızılcabölük -Denizli yoluna taş
yığmak suretiyle Tavaslıoğlu kahve içmek için Denizli'ye giderken mutlaka
uğradığı Kızılcabölük'e geldiğinde ayrıca çarşı meydanında taş yığınları
ile karşılaştı.
-Bu
nedir, bu taş yığınları da ne oluyor?, Halk:
-Efendim, loncamızı yaktılar, mali durumumuzda müsait 0lmadığı için
yenisini yapamadık, dediler, Ağa Tavaslıoğlu;
-Yapın
loncayı, masrafı benden alın dedi ve ekledi; -Vakıflılara haber gönderin,
eğer bu lonca bir daha yanarsa, Vakıf Köyünü dağıtırım. işte o tarihten
sonra lonca yanmadı ve Uzun yıllar Kızılcabölük'e hizmet etti.
20.
ikinci Dünya harbinin devam ettiği sıralarda bir İngiltere uçağının Kızılcabölük'ün Eşme deresi mevkiine rivayete göre bombalaması veya bomba
yükünün boşaltılması için bıraktığı bombalardan patlamayan birisi
Dayıların Kara Hamza adıyla maruf Hamza Dayıoğlu tarafından Eşeğe
yüklenerek kasabaya getirilmişti. Daha sonra bu bomba Çıralı'ların Taşçı
Süleyman Çıralı tarafından sökülerek içindeki Trotili taş delme ve
parçalamak amacıyla , kullanılmıştı.
21. Kızılcabölük Pazar yerinde 1. şeklinde bulunan ve kasaba halkınca,
Tavasoğulları ağasının maddi desteği ile yapılan koca kavağın karşısındaki
locanın içinde Bakkaliye, Manifatura, Ayakkabıcılar, hırdavatçılar, ayrıca
meyve sebzeciler yayınırlardı. Bu lonca Hakkı Uslu'nun Belediye Başkanlığı
döneminde, Belediye Hizmet binası inşaatı ve meydan tanzimi sebebiyle
yanında bulunan evlerle birlikte 1953-1954 yıllarında yıktırıldı.
Not:Bu yazı Vakfımızın Çıkarmış olduğu Kızılcabölük
gazetesinde Yayınlanmıştır.Yazan Ar.Yazar Ş.Tekin KAPTAN
Geri
İleri
|